27 Mayıs 2009 Çarşamba

Fraktal


Fraktal görsellerine aşık oldum ..en bilineni kar kristaliymiş..

21 Mayıs 2009 Perşembe

Tüme-varım

Dini trafik kurallarına benzetiyorum..kurallar yolcuyu korumak için..mesela emniyet kemeri , yolcudan başka kime fayda verir..ancak çoğu yolcu da sevmez ..

19 Mayıs 2009 Salı

Kanon

Şam'daki Emeviye camiinde 4 mezhebi temsil eden 4 imam birlikte hizmet veriyormuş. Mezhepleri bilmem de imamların ezanı hep birlikte , kanon yaparak söylediklerini öğrenmek çok hoşuma gitti : ) ..

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Kar ve kaplan

Kar ve Kaplanı izledim dün..Benigni yine sevgi dolu , yine sıcacık , pür insan. Film çekileli çok oldu elbette , ancak izleme fırsatı buluyorum .

Irak'ta olanlar , yönetmenimize acı vermiş bu çok belli. Kar ve Kaplan , yahudi soykırımını anlattığı film kadar alkışlanmayacak belki dünyada ama alkışlayanlar yüreklerinde duyacak..bu da sanırım ona yeter.

Filmde insanlar neden savaşıyor sorusu "çünkü dünya var olduğunda insan yoktu ve yok olduğunda üzerinde insan olmayacak " repliği ile yanıtlanmış , ölümden sonrasına inanmayan Fuad’ın sabah namazına gidişi dikkatimi çekti .Sanki Benigni ,dini ritüeller
çevrenin işidir demek istiyor . İslama yaklaşımı çok kucaklayıcı olmasa da filmini izleyen batılılara karşınızda “insanlar “ var demek istemiş ; toplu yaşamanın örgüsü ile bir araya gelmiş rengarenk insanlar.

Benigni'nin Amerikalı askerlere içini çekerek ve gücenerek bakışı var bir karede .Filmin mesajında da var aynı güceniklik .

Bir tek insanı çılgınca yaşatmaya çalışan bir adamı anlatırken ölen yüzbinler olduğunda duyulacak acıyı düşünmeyi de bizlere bırakmış.

Müslümanlara yapılan kıyımlara her daim susan Avrupa'nın göbeğinden yapabildiği kadar eleştirmiş , filmi bir ağıt gibi.

17 Mayıs 2009 Pazar

Özlü söz

Sabırsız kişinin kaderi yumurtayı hep rafadan yemektir

15 Mayıs 2009 Cuma

Elektrik

Elektriği anlasam hayatı da anlayabilecekmişim gibi bir his var içimde ..

14 Mayıs 2009 Perşembe

Işığın kütlesi

Işığın kütlesinin olmayışı beni çok düşündürüyor ..

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Tercihler ..

İnançlarımız tercihlerimizdir..akıl ya da yüreklerimizle yapıyoruz tercihlerimizi..hangisinde ne kadar doğruyuz , ne kadar yanlışız bunu değerlendirmek kolay değil..

Geçen Tv'de fanatik hristiyanlar gördüm , toplu bir ayin yapıyorlardı .Çalan şarkıya uygun ritimde sallanıyor ,kollarını kaldırarak haykırıyorlardı. Uzun uzun baktım ..bakarken küçümseme duygularımla yüzleşmek durumunda kaldım , nasıl olup da İsa'nın Allah olduğuna inanabiliyorlardı ? nasıl olup da bildiklerini sandıklarını böyle hırs ve kesinlikle ortaya koyabiliyorlardı ? o anda farkettim ki onlar da ve ateistler de ve başkaları , benim inancıma aynı şekilde bakıyorlar. İnanmadığımız şey gerçek değildir ve gerçek olmayana boyun eğen başkaları küçümsenir.

Bu ise barış içinde yaşamayı imkansız kılıyor. Sadeleşmek gerek diye düşündüm ; sözlerin ve hallerin sadeleşmesi..duyulan aşk her ne ise kalpte kalsa dünyada yaşamak kolaylaşacak.

Tabii cemaat oluşturmak ve o ayinde yaptıkları gibi topluca coşmak da engellenemez bir özgürlük . Allah'a dua ediyorum bizi her şeyi bildiğini sanan kişilerden kılmasın..sade bir aşk ve tavazu içinde bükülüp göze batmadan yaşamayı olası kılsın..ve tüm olan biteni küçümsemeden anlayacak yürekler nasip etsin.

8 Mayıs 2009 Cuma

anlarsam uzağım yakınımdır


yaşandığından farklıdır

keyif içinde saklıdır

o her zaman gülen yüzün bazen hüzünlü bir şarkıdır...

karşıda geç kalmış yıllar

arkamda bir çok aşkın var

seni bana anlatırlar..

Görüldüğündende güzelsin

niye dışımda gezersin

içimde sensizliği

sen başlatır sen bitirirsin

6 Mayıs 2009 Çarşamba

The order of the garter



Resimdeki bir dizbağı . İngilizce adıyla "the garter " . Yani jartiyer . Ortaçağda bayanlar çorapları düşmesin diye dizlerine bağlıyor . Dün ilginç bir hikaye okudum , Avrupanın en üstün şeref nişanı olan "the order of garter " da ismini bu jartiyer konusundan alıyor : ) !
Sir Gwain and the Green Knight adlı şiirde ( şairi bilinmiyor ) , Sir Gwain adlı kişi evsahibinin eşine ait jartiyeri can korkusu ile kabul eder ve sonradan korkaklık ve düşük ahlakının nişanesi olarak bu çorap bağını üzerinde taşır. Kral Arthur bunda utanacak bir şey olmadığını iddia eder ve kaderini paylaşmak için o da giymeye başlar .
Nişanın remzi, sol bacak dizkapağının biraz aşağısında bağlanan 2`5 santimetre eninde koyu mavi kadifeden bir dizbağıdır.Kenarları yaldızlı olan bu bağın üzerine, yine yaldızlı olarak "Honni soil qui mal y pense " ( kötü olan utansın ) cümlesi yazılmış bulunmaktadır .
Order of the garter için yine Kral Arthur orijinli başka hikayeler de anlatılıyor . Netice de ise bildiğimiz diz bağı , en üstün şeref nişanı haline gelmiş bir şekilde.
Kral 3´üncü Edward tarafından ilk kez 1348´de verilen ve sadece 24 kişinin sahip olabileceği kuralına bağlanan Dizbağı Nişanı sahiplerinin içinde bulunduğu topluluk, bir çeşit kapalı dernek gibi algılanırmış. Bu 24 şövalye, tahtın en sadık bendeleriymiş.
Elizabeth bizim Abdullah Gül'e de vermiş bu nişanı . Şimdi kendisi ingiliz tahtının hizmetkarı mı olmuş oluyor ??
Dün öğrendiğim başka şeyler :

Labne Peyniri adını Lübnan'dan alıyormuş. Lebanon peyniri yani.


Kolonya orijinal adı ile Eu de cologne , Köln suyu demekmiş. Çünkü ilk üreticisi olan İtalyan Feminis, Köln'e yerleştikten sonra bu karışımı üretmeye başlamış .
İnsanların renkleri tat , harfleri renk , şekilleri koku olarak alması gibi duyuların birbirine karıştığı nörolojik bir durum varmış ; Sinestezi . Müziği renkler olarak görmek ne ilginç olurdu : ) ...dev bir kaleideskop içinde kaybolmuş gibi ...


5 Mayıs 2009 Salı

Geometrik sevinç

Ey insan , ey özünde güzel olan , ey kağıt üzerindeki mutlu yoldaşım , bu dünyada güven ve heyecan içinde yaşamayı başaralım artık ! Saniyelerimiz sınırlıysa , her saniyeye daha fazla coşku , Daha fazla hayranlık , daha fazla kahkaha ve gözyaşı yükleyelim , geometrik sevinelim ! ( V.Ö. )

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Bab'aziz ..

Filmden replikler :

Sevgilinin kapısının önünü canın ile süpür ..sadece o zaman onun aşığı olursun

Yürü ..sadece yürü ..yol sana gösterilir

İmanı olan kişi hiç kaybolmaz ...

Başlangıcı ölüm olmayan bir hayatın sonu ölüm olabilir mi hiç ?

Bir damla su ile doyma , kendini onun deresine atmalısın

Cennet müşahade edenin gözündedir

Dünyadaki insanlar kadar Tanrı'ya ulaşan yol vardır

Herkes yolu bulmak için en değerli şeyini kullanır ..yürümek kafidir ..davet

edilenler yollarını bulacaktır


Bunlar Nacer Khemir 'in büyülü filminden kalbime kazınan cümleler ..

Su da canını gören derviş gibi canımı görmeyi ne çok dilerim..umarım yolum çıkmaz
sokak değildir